Fransız Mezarlığı


Geliboluda bulunan Fransız Mezarlığı 1934 yılında Kırım Savaşı sırasında şehit düşen 5000 kadar Fransız askeri anısına kurulmuş bir anıt mezardır.Gelibolu'da turistik açıdan oldukça hareketli bir noktadır.70 yıllık bir mezarlık olmasına rağmen iyi korunmayı başarmış geçmişin izlerini günümüze taşımış bir yapıttır.

Emir Ali Paşa Türbesi

Osmanlı İmparatorluğunun ikinci amiralidir.İmralı adasını fethetmesinden dolayı adaya kendi adı verilmiştir.Sultan Orhan Gazi ile evlenen Bizans İmparatorunun kızı Teodara'yı gemileriyle Bizanstan getirmiştir.

Gelibolu fethinde bulunmuş ve o zamanki adı Ayayorgi Klisesi olan Büyük Camii civarındaki kanlı savaşta şehit olmuştur.
Bölgeden geçen genizciler günümüzde bile Emir Ali Paşa önlerinden geçerken kornalarıyla amirali anmaya devam etmektedirler.


Sinan Paşa Türbesi


İkinci Beyazıd'in damadı olan Kaptan-ı Derya Rumeli Beylerbeyi Damat Sinan Paşa ve eşi Münire Sultan bu türbede yatmaktadır.Kaptan-ı Deryalığı zamanında Gelibolu ve İstanbuldaki tershanelere büyük katkı sağlamıştır. Türbe Hamzakoy mevkiinde, İstanbul yol ayrımındadır. Türbe sekiz köşeli olarak yapılmış ihtişamlı bir yapı görünümündedir.III.Selim ve II.Mehmet tarafından onarılan türbe yakın zamanda da onarım görmüş ve günümüze kadar gelmiştir. Özellikle Geliboluya gelen turistlerin en çok ilgi gösterdiği yerlerden birisidir.






Gelibolu Feneri


Gelibolu'daki fener 1856 yılında yapılmıştır. Gelibolunun simgelerinden olan fener Osmanlı döneminde başladığı gemilere yol gösterme görevini gün geçtikçe gelişerek o tarihten bu yana sürdürmektedir. Çanakkale Boğazı'ndan geçiş yapan yabancı gemi kaptanları feneri Gelibolu Light House adıyla kullanmaktadırlar. Çanakkale Boğazı'nın kritik noktasında bulunması fenerin önemini daha da arttırmaktadır.




Dumlupınar Anıtı


55 yıl önce isveç gemisi ile çarpışıp batan Dumlupınar Denizaltısıda şehit olmuş olan 81 denizci anısına Gelibolu Feneraltında boğaz kıyısında yapılmış temsili bir anıttır.O günün şartlarıyla denizin 91 metre altında kalan denizaltı için büyük çaba sarfedilsede denizcileri kurtarmak mümkün olmamıştır. 2003 tarihinde Dumlupınar’a inilip resimler çekilmiş ve Vatan Size Minnettardır yazılı bir plakette gemiye çakılmıştır.Her yıl 4 Nisan’da İstanbul, Çanakkale ve Gölcük’te Dumlupınar şehitlerini anmak için törenler düzenlenmektedir.

Hallac-ı Mansur Türbesi


Hallac-ı Mansur Türbesi Çanakkale
Geliboludadır. Ancak asıl mezarı Irak'ta Bağdat'tadır. Yedi ayrı yerde makamı bulunmaktadır. Gelibolu'daki Hallac-ı Mansur Türbeside bunlardan birisidir. Yıllar üzerinden geçtikten sonra yıpranmış ve birkaç kez onarılmıştır. Türbenin girişi yuvarlak kemerlidir.Düz ve yüksek bir kasnak üzerine kubbe ile örtülmüştür. Blok taş ve tuğla duvar örgüsüyle yapılmıştır.





Namazgah

Gelibolu ilçesindeki Namazgah bir açık hava camiisidir. Namazgah 1407 yılında İskender Bey tarafından sefere çıkan Azepler için yaptırıldı. Gelibolu'da fener mevkiinde boğaz manzarasında inşaa edilmiştir.Girişinde mermer bir kapı bulunmaktadır.Kapının üzerinde de kitabesi bulunmaktadır.Günümüzde genellikle yaz mevsimlerinde kılınan teravih namazları burada kılınmaktadır

Mevlevihane


Gelibolu Hamzakoy'da bulunan Gelibolu Mevlevihanesi, Mevlevihaneler arasında en büyük alana yayılmış olduğu kadar, en büyük semahaneye de sahip olanıdır. Günümüze bu mevlevihanenin semahane-türbe binası ile iki taç kapısı gelebilmiştir. Gelibolu Mevlevihanesi'nin vakfiyesi bulunamadığından mevlevihanenin ne zaman kurulduğu hakkında kesin bir tarih verilememektedir. Ancak Ohrili Hüseyin paşa'nın 1621 tarihinde Sadrazam oluşundan önceki bir tarihte kurulduğu sanılmaktadır.Gelibolu Mevlevihanesi Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce onarılarak 17 EYLÜL 2005'te ziyarete açılmıştır.





Saroz Körfezi


Saroz Körfezi, dünyada kendi kendini temizleyen 3 denizden biri olarak kabul edilmektedir. Trakya bölgesini Ege denizine bağlayan bölgededir. Bölgede sanayinin azlığı, su altı akıntısı ile beraber körfezin temiz kalmasında önemli etken olmuştur.




Piri Reis



Piri Reis Gelibolu'nun ve Dünya'nın en önemli haritacılarındandır.Kitab-ı Bahriyesiyle ünlenmiştir.Amerika'nın da içinde olduğu ilk dünya haritasını Piri Reis çizmiştir.Kitab-ı Bahriyesi Piri Reis'in hayatının büyük bir bölümünü anlatmaktadır.1528 yılında ikinci Dünya haritasını çizmiş ve bu haritada da Kristof Kolomb'un tam anlamıyla keşfedemediği Kuzey Amerikada bu haritada yer almıştır.




Saruca Paşa Türbesi


Hamzakoy'da Yıldırım Beyazıt devrinde Kaptan-ı
Deryalık yapmış olan Saruca Paşa'nın Türbesi bulunmaktadır. Saruca Paşa 1391 yılında Gelibolu'da Gelibolu Tershanesini yaptırmıştır. Uzun yıllardır ayakta durmayı başarabilen yapı çeşitli onarımlardan geçerek özgünlüğünü yitirmeye başlamış olsada tarihi açıdan bölgedeki önemli yerlerden birisir.




Piri Reis Müzesi



Kaptan-ı Derya Piri Reis 1465 yılında Gelibolu'da doğmuştur. Piri Reis'in çok bilgili bir denizci olduğu Dünya'nın ilk Haritasını çizmesiyle anlaşılmıştır. Bunun yanında meşhur kitab-ı Bahriyesi bulunmaktadır. Geliboludaki Piri Reis Müzesi turistlerin sürekli ziyaret ettiği tarihi bir müzedir.




İçliman


Gelibolu'daki içliman küçük tonajlı gemilerin, balıkçı teknelerinin, turistik amaçlı gelen yelkenlilerin demirledikleri birnevi küçük bir marinadır. İç liman iki ayrı bölüme ayrılmıştır ve bir limanın etrafı balık restaurantlarıyla çevrilmiştir. İç kısımda kalan bölgede ise Piri Reis müzesi bulunmaktadır.

Savaş Müzesi


Gelibolu Savaş Müzesinde, Gelibolu Yarımadası'nda savaşmış çeşitli ülke askerlerinden kalma özel eşyalar,üniformalar, apoletler, silahlar, mataralar, kemer tokaları, damacanalar, ilaç şişeleri, dönemin deniz ve kara savaşlarında kullanılmış mermiler ve bunların yanında değişik 6 bin civarında obje ile müze oldukça zengin bir görünüm kazanmıştır.

Bayraklı Baba


Bayraklı Baba Gelibolu'nun fener meydanında
Hamzakoy'un üst tarafındadır. Bayraklı Baba türbesi bir adak yeri olarak bilinmektedir. Bayraklı Baba'nın gerçek adı Karaca Bey'dir. Osmanlı döneminde bayraktarlık yapmış ve düşmana bayrağı vermemek uğruna şehit olmuş bir kahramandır. Turistlerin ve bayrak adayan kişilerin akınına uğramaktadır.



Bayraklı Babanın Hikayesi

Karaca bey ve arkadaşları beraber düşman tarafından kuşatılır. Bir kısmı şehit düşer bir kısmı esir alınır. Karaca Bey elinde bayrağı ile düşmana direnmiş şehit ve tutsak olması durumunda bayrak düşmanın eline geçeceğinden bayrağı düşmana teslim etmek istememektedir. O anda aklına bir fikir gelir. Bayrağı küçük parçalara böler ve yutar, sonrada düşmana saldırır, yaralanır ve yere düşer. Yaralı olarak bulunduğunda arkadaşları tarafından kendisine bayrağın nerede olduğu sorulur; düşmana teslim etmemek için yuttuğunu söyler. Komutanı bu sözlere inanmaz dürüst ve yiğit biri olan Karaca Bey bunu ispat etmek için keskin palası ile karnını yarar ve yuttuğu bayrak parçaları karnından dışarıya kanlarla beraber çıkar. Gerçeği ispatlaması ve mutluluğu içinde yere yığılır. Son sözü şu olur "benim mezarımdan hiçbir zaman bayrak eksik etmeyin" der. İşte o gün bu gündür türbesinden bayrak eksik olmaz.

Geliboluyu Tanıyalım

Antik çagdan beri Avrupa ile Asya arasinda bir geçis noktasi pozisyonundaki Gelibolu, 25 Nisan 1915 tarihinde itilaf devletlerinin Istanbul'a ulasmak amaciyla gerçeklestirdikleri saldirilara karsi verilen savunma harbinin zaferle sonuçlanmasiyla GALLIPOLI 1915 adiyla tarihe geçmis ve ÇANAKKALE GEÇILMEZ destaninin gerçeklestigi topraklar olmustur.Antik dönemlerde Khersonesos olarak adlandirilan yarimadadaki tüm olaylarin odak noktasi olmustur. Kent, tarihi antik adi Hellespont olan Çanakkale Bogazi'ndaki ve yine antik adi Khersonesos olan Gelibolu Yarimadasi'ndaki ilk yerlesime degin uzanir. Kent, Traklar ve Yunan koloni hareketi sirasinda eski Yunanlilar tarafindan ele geçirilmistir. Kentin adinin bu koloniler tarafindan Kallipolis olarak degistirildigi varsayilmaktadir. Daha sonralari Miletos, Foça ve Midilli'den gelen halk tarafindan iskan edildi. Büyük Iskender M.Ö 336 yilinda kral olduktan sonra Anadolu'ya geçmek için M.Ö. 334 yilinda Gelibolu güzergâhini kullanmistir. Sirasiyla Eski Yunan, Pers, Makedonya, Bergama ve Romalilar'in istilasina ugrayan kent, Romalilar ve Bizans döneminde çok önem kazanmis ve önemli bir liman ve geçit konumuna gelmistir. Kent Bizans döneminde Imparator Jisitinianus zamaninda bakimdan geçirilerek çevresindeki surlar onarilmis, kente erzak depolari yapilmistir. Bu da bölgede bir merkez haline gelmesine neden olmustur. 1190 yilindaki Haçli Seferleri sirasinda Alman Imparatoru Friederich komutasindaki Haçli ordusu Anadolu'ya buradan geçmistir. 1204 yilinda kenti Venedikler, 1235 yilinda Bizanslilar ve son alarak da 1311 yilinda Osmanlilar ele geçirdi. Bizans döneminde merkezi bir kent görünümüne kavusan Gelibolu, Osmanlilar'in fethinden sonra daha da önem kazanmis ve Türkler'in Avrupa ile iliskilerinden bir merkez olarak kullanilmistir. 1391 yilinda Yildirim Beyazit buraya ilk tersaneyi kurdu ve basina Saruca Pasa'yi Bogaz Muhafizligi Komutani olarak atadi. Iç kale onarildi, harap durumdaki dis kale yikildi, iç liman elden geçirilerek girisine iki kule yapildi ve bu kuleler arasina savunma amaciyla üç adet zincir gerildi. Kanuni Sultan Süleyman'in padisahligi sirasinda, bin Kaptan Pasalim Eyaleti konumunda olan Gelibolu, sinirlari Inebahti, Midilli, Kocaeli, Karireli, Rodos ve Mizistra sancaklarini içine alacak sekilde genisletildi ve merkez durumuna geldi. I. Abdülhamit dönemine kadar süren durum, Bogaz Muhafizligi'nin Çanakkale'ye alinmasiyla son buldu ve Gelibolu'nun önemi nispeten azaldi. 1854 yilindaki Kirim savasi sirasinda Osmanli Imparatorlugu'nun müttefiki durumunda olan Ingiliz ve Fransiz askerleri, Kirim'a gitmek için çiktiklari Gelibolu'yu bir üs olarak kullandilar ve harap durumdaki Çimpe Kalesi'ni onarak burasini cephanelik olarak kullandilar. Bu dönemde hayatini kaybeden Frnasiz Askerleri için Gelibolu'nun içinde bir Fransiz Mezarligi bulunmaktadir.